Sinema, görüntülerin veya çizilmiş desenlerin ışıkla bir perdeye düşürülerek hareketli görüntüler elde edilmesi temeline dayanan sanat dalıdır. 19. yüzyılın sonunda Fransız Louis ve Auguste Lumiere kardeşler, geliştirdikleri sinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntüyü elde etmişlerdir. Sinemanın doğuşunu simgeleyen bu gelişmeden sonra Lumiere kardeşler, halka açık ilk film gösterimlerini de 1895’te Paris’te yapmış, trenin gara girişini gösteren bu filmde izleyiciler, üzerlerine trenin geldiğini sanıp gösterimin yapıldığı kafeden kaçmışlardır.

İlk dönemlerde filmler kısa (10-15 dk.) ve konusu gündelik hareketlerden (trenin hareketi, işçinin çalışması vb.) oluşurken, ses ve görüntüyü birlikte kaydeden teknoloji olmadığı için filmler sessizdir. İlk senaryolu gerçek film ise 1902 yılında Georges Méliès tarafından çekilmiştir. Le Voyage Dans La Lune (Aya Yolculuk) adlı film, Ay’a seyahat etmek isteyen bir grubun hikayesini konu almış ve tarihin ilk sinema örneği olarak kabul edilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na girdiği günlerde (14 Kasım 1914) Ayastefanos’taki (Yeşilköy) Rus Anıtı yıkılmış, yedek subay Fuat UZKINAY bu anı görüntülemiş ve “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adıyla yayınlanan bu tarihî belgesel, ilk Türk filmi olarak kabul edilmiştir.

Günümüzde sinema sektörünün geldiği nokta, gelecek ile ilgili bizleri heyecanlandırmaktadır. Özellikle gelişen teknoloji ile kullanılan sinema efektleri ve animasyon teknikleriyle birçok başarılı filmlere imza atılmaktadır. Sizlerle sinema tarihi hakkında kısa bir bilgi paylaşmak istedim. Bir sonraki yazımda film incelemesi ve önerilerinde bulunmayı düşünüyorum. Aynı şekilde sinema severlerden de film tavsiyelerini bekliyorum.